Son yıllarda, Orta Doğu’daki çatışmaların merkezi haline gelen Gazze Şeridi, İsrail’in uyguladığı politikaların çok sayıda insani krize neden olduğu bir bölge olarak dikkat çekiyor. İsrail’in hava saldırları ve kara operasyonları, sivil halkın yaşam süresini hızla azaltıyor. Birçok insan, temel sağlık hizmetlerine erişim imkanı bulamıyor ve bu durum, uzun vadede Gazze’de yaşayanların yaşam sürelerini tehdit ediyor.
Gazze Şeridi, sıkışık ve düşmanca bir çevrede yaşayan insanların dramına tanıklık ediyor. 2021 yılında yapılan araştırmalar, burada yaşayan insanların yaşam sürelerinin ciddi bir şekilde düşme eğiliminde olduğunu göstermekte. Bu durum, sadece doğrudan askeri müdahalelerle değil, aynı zamanda İsrail’in uyguladığı ambargolar ve sağlık sisteminin zayıflamasıyla da bağlantılı.
Ambargo nedeniyle tıbbi malzeme ve ilaçların ithal edilmesi büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Bunun sonucunda, kronik hastalığı olan bireyler, yaşamlarını sürdürebilmek için gerekli olan tedavilere ulaşamıyor. Kalp hastalığı, diyabet ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları, bu tür kısıtlamaların doğrudan bir sonucu olarak, Gazze halkı için her yıl daha fazla can kaybına neden oluyor.
İsrail’in askeri operasyonları sırasında yapılan hava saldırıları, sivil kayıpları artırarak Gazze’de yaşamı daha da zorlaştırıyor. Birçok ev, okul ve hastane, bu tür saldırılar sonucunda ya tamamen yok oluyor ya da hizmet vermekte yetersiz kalıyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksaması, genç neslin geleceğini tehdit ediyor. Eğitim sisteminin çöküşü, genç bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyerek toplumsal gelişimi durma noktasına getiriyor.
Bölgedeki insani yardım kuruluşları, bu durumu düzeltmek için elinden geleni yapmaya çalışsa da, sürekli artan ihtiyaçlar karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor. Uluslararası toplumun dikkate almadığı bu kriz, alt yapı eksiklikleriyle birleşince yaşam süresinin kısalmasına neden oluyor. Gazze’de yaşayan insanların hayatı, bir nesil boyunca süren çatışmaların derin yaralarını taşıyor ve bu durum, onları yaşam mücadelesi vermeye zorluyor.
Sonuç olarak, İsrail’in Gazze politikaları, bölgede yaşayanların sağlık durumunu ve yaşam sürelerini büyük ölçüde tehdit ediyor. Bu durum, sadece bir insan hakları ihlali değil, aynı zamanda uluslararası insani hukuk açısından da ağır bir sorumluluk taşıyor. Gazze’de yaşam mücadelesi veren insanların sesi duyulmadıkça, bu kısır döngünün devam etmesi kaçınılmaz olacaktır. Dünya genelinde bu duruma dikkat çekmek ve çözüm yolları bulmak, insani bir görevdir.